Entelektüel Yeniden İnşa Çağrısı: Dil, Bilim ve Üniversitenin Amacı

Entelektüel Yeniden İnşa Çağrısı: Dil, Bilim ve Üniversitenin Amacı  

Prof. Dr. Zekâi Şen kapsamlı ve düşünce  derinliği yüksek konuşmasında günümüz eğitim anlayışını, bilim üretimini ve entelektüel hayatı tam bir bakış açısı ile ele alarak, dil, felsefe, matematik ve kuruma ait sorumluluk temelinde köklü bir yeniden inşa çağrısında bulundu. Tarihi birikimden, akademik tecrübeden ve medeniyet perspektifinden beslenen konuşma, günümüzde yaşanan krizin yalnızca ekonomik ya da teknolojik değil, esasen bir düşünme krizi olduğunu vurguladı.

Konuşmanın merkezinde, gerçek bilimsel ve entelektüel ilerlemenin matematik, mantık ve felsefe gibi temel disiplinlere dayandığı fikri yer aldı. Bu alanlar zayıfladığında, üniversitelerin anlayış üretmek yerine yalnızca teknik beceri; düşünce yerine ise diploma veren  yapılara dönüştüğü ifade edildi. Zekâi Şen, analitik ve soyut düşüncenin aşınmasının toplumları bilgi üreten değil, bilgiyi tüketen konuma sürüklediğine dikkat çekti.

Zekâi Hocanın konuşmanın ana eksenlerinden birini dil meselesi oluşturdu. Dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, düşüncenin kendisini kuran temel zemin olduğu vurgulandı. Dilin kavram derinliğini kaybetmesiyle birlikte, felsefi düşünce, ilmi  muhakeme ve uzun vadeli akıl yürütme kapasitesinin de zayıfladığı belirtildi. Bu durumun, ülkemizdeki akademik dünyada entelektüel ufkun daralmasının başlıca nedenlerinden biri olduğu ifade edildi. Yabancı  dilde eğitim başkasının dilinde öğrenmeye çalışma muhakemenin daralmasına derinlemesine düşüncenin önündeki en büyük engeldir. Bunu aşmanın en önemli aracı Türkçe dilinde kendi dilinde eğitimdir.

Konuşmada ayrıca tarihi süreklilik ve kopuş meselesi ele alındı. Geçmişte matematik ve mühendislik alanlarında güçlü eğitim geleneklerine sahip olunduğu hatırlatılarak, entelektüel yetkinliğin bu coğrafyaya yabancı olmadığı vurgulandı. Ancak konuşmacı, geçmişi romantize eden yaklaşımları da, yüzeysel canlandırma çabalarını da eleştirerek, gerçek bir yenilenmenin ancak yöntem, disiplin ve zihniyetin doğru anlaşılmasıyla mümkün olabileceğini dile getirdi.

Batı’nın tarihsel gelişimine ilişkin değerlendirmelerde ise yüzeysel karşılaştırmalara ve körü körüne taklide karşı uyarıda bulunuldu. Asıl meselenin kuruma ait biçimleri kopyalamak değil, bilgi üretimini mümkün kılan düşünme pratiklerini kavramak olduğu ifade edildi. Konuşmaya göre ilerleme, kendi kavram araçlarıyla düşünebilen, fakat küresel bilgiyle eleştirel ilişki kurabilen toplumlar için mümkündür.

Üniversiteler, bu yeniden inşa sürecinin merkezinde konumlandırıldı. Günümüz yükseköğretim sisteminin diploma, sıralama ve nicelik odaklı bir yapıya sürüklendiği eleştirisi yapılırken; bu yaklaşımın derinlikli düşünceyi, özgünlüğü ve akademik cesareti zayıflattığı vurgulandı. Üniversitelerin, temel disiplinlerin korunduğu, zor soruların sorulabildiği ve uzun vadeli entelektüel geleneklerin beslendiği kurumlar olması gerektiği ifade edildi.

Konuşma, entelektüel yenilenmeyi bir kültürel lüks değil, stratejik bir zorunluluk olarak nitelendirildi. Sürdürülebilir ekonomik büyümenin, teknolojik ilerlemenin ve siyasi gücün; ancak güçlü bir düşünce zemini, derin bir dil bilinci ve sahici bir akademik kültür üzerine inşa edilebileceği vurgulandı.

Konuşmanın ana mesajı: Toplumlar, geleceklerini taklit, sloganlar veya kısa vadeli reformlarla güvence altına alamaz; kalıcı ilerleme, dilin, düşüncenin ve üniversitenin entelektüel temellerinin yeniden inşasını gerektirir.

 

About MKurulayAAkil

Check Also

ÜNDER Tarafından Yükseköğretimin Geleceği Konusu Ele Alındı!

ÜNDER Tarafından Yükseköğretimin Geleceği Konusu Ele Alındı! Sonuç raporuna ulaşmak için tıklayınız. Yükseköğretimde reform, eşitlik …

Bir yanıt yazın