Yapay Zekâ Yükseköğretimi Kökten Değiştirebilir

Prof. Dr. Kurulay: Yapay Zekâ Yükseköğretimi Kökten Değiştirebilir

Bu ropörtajın alındığı gazete haberini görmek için tıklayınız.

İstanbul Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Muhammed Kurulay, Yapay Zekânın tüm alanlarda olduğu gibi yükseköğretimi de temelden değiştirme potansiyeli olduğunu söyledi.

Yapay zekânın gelecekte pek çok sektörü dönüştürecek olması artık pek çok insan için çok olası bir senaryo olarak kabul ediliyor.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi tarafından düzenlenen Yapay Zekâ ve Yükseköğretimin Geleceği Konferansı’nda konuşmacı olan İTÜ Matematik Bölümü öğretim üyesi ve Üniversite Öğretim Elemanları Dayanışma Derneği (ÜNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muhammet Kurulay, yapay zekânın en basit tanımla ‘makineler tarafından insan beyninin yaptığı işlevlerin bir kısmını taklit etmeğe çalışması’ olarak tarif edilebileceğini söyledi.

Son zamanlarda yapay zekâ ile birlikte hayatımıza giren makine öğrenmesi ve derin öğrenme kavramlarına da açıklık getiren Prof. Dr. Muhammet Kurulay, “Yapay zekâ çok geniş bir kavram. Makine öğrenmesi yapay zekânın alt dallarından biri. Derin öğrenme ise insan beyninin yapısından ilham alan verilerden anlamlı sonuçlar çıkarmak, durumlar arasındaki ilişkileri anlamak ve bunları öğrenmek için çok katmanlı sinir ağlarını kullanan, makine öğreniminin bir alt alanıdır. Algoritmalar, tıpkı insan beyni gibi verileri sürekli olarak mantıksal bir sistem içerisinde çözümleme eğilimindedir. Bu da derin öğrenmenin, sonuç çıkarma ve karar verme konusunda temel kalıpları oluşturmasına yardımcı olur.

“DERİN ÖĞRENME MODELLERİ İNSAN BEYNİNDEN İLHAM ALIYOR”

Prof. Dr. Kurulay, “Beyin hücresi ile derin öğrenme arasındaki ilişki nedir” sorusuna ise şu cevabı verdi: Derin öğrenme modelleri, temelde beynin sinir ağlarından ilham alsa da bunların basitleştirilmiş soyutlamalar olduğunu ve biyolojik sinir sistemlerinin karmaşıklığını ve dinamiklerini tam olarak yansıtmadığını belirtmek gerekir. Derin öğrenme modelleri, belirli hesaplama görevleri için tasarlanmış matematiksel yapılardır. Beyin işlevleriyle bazı benzerlikler gösterseler de biyolojik beyinlerden temel olarak farklıdırlar. Ancak sinir biliminden elde edilen bilgiler, derin öğrenme algoritmalarının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda bilgi sağlamaya ve dolayısıyla makine öğrenmesi ile yapay zekâ teknolojilerindeki ilerlemelere katkıda bulunuyor.

“YAPAY ZEKÂ İLE BİLİMSEL ÜRETİM GEÇMİŞE GÖRE ÇOK DAHA FAZLA HIZLANABİLİR”

Yapay zekânın hukuk, sağlık, makine, yazılım, veriden anlam çıkarma, yatırım uzmanlığı, pazarlama, eğitim gibi sektörler başta olmak üzere pek çok iş kolunu etkilemeye başladığını kaydeden Prof. Dr. Kurulay, yükseköğretim özelinde yaşanması beklenen gelişmeleri şöyle sıraladı:

Her şeyden önce yapay zekânın eğitimde kişiselleştirilmiş çözümler sunması, yükseköğretim sürecini kökten değiştirebilir.  Aynı konuyla ilgili farklı kişilere aynı anda farklı yoğunlukta eğitimler verilebilir, kişiler arasındaki öğrenme farklılıkları bu yolla azaltılabilir. Bununla beraber yapay zekânın hız kazanmasıyla araştırmacıların kaynak taraması yapması çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşebilir. Bu da bilimsel gelişmelerin ve çözümlemelerin geçmişe göre çok daha hızlı yapılmasını sağlayabilir. Bilimde yaşanan bu gelişmeler de eş zamanlı olarak makine öğrenmesini ve yapay zekâyı da geliştirecektir.

“YAPAY ZEKÂ TERCİHLERİMİZİ ETKİLEYEBİLİR”

Prof. Dr. Kurulay, orta ve uzun vadede yapay zekânın insanların davranışlarını ciddi ölçüde etkileyebileceğine dikkat çekerek “İnsanların çevrim içi ortamdaki davranışları ve tercihleri, genellikle onlara kişiselleştirilmiş reklamlar olarak geri dönüyor. Yapay zekâ bu alana da etkin şekilde katıldığında insanların kişilikleri ve tercihlerine ilişkin çözümlemeler çok daha isabetli yapılacağından yapay zekâ alışveriş tercihlerimize, siyasi görüşümüze ciddi şekilde etki edebilir” ifadelerini kullandı.

“TÜM KONROLÜ YAPAY ZEKÂYA BIRAKMAK İNSANIN SORUN ÇÖZME BECERİSİNİ KÖRELTEBİLİR”

Kurulay, “Yapay zekânın yararları kadar riskleri de var. Yapay zekânın etkin şekilde hayatımızda olduğu bir gelecekte insanları nasıl riskler bekliyor ve bunun bir çözümü olacak mı’ sorusunu ise şöyle yanıtladı:

Yapay zekâ yazılımları bizi tanıdıkça doğal olarak zaaflarımız da tanıyacak. Zaaflarımızın da açığa çıktığı bir senaryoda insanları manipüle etmek için tasarlanan yapay zekâlarla kurulacak ilişkiler hem kişileri hem de toplumları zor durumda bırakabilir. Örneğin bir alışveriş alışkanlığımız ya da siyasi görüşlerimiz gibi belirgin olan tercihlerimizle ilgili geçmişe kıyasla çok daha fazla çarpıtma haberle karşı karşıya kalabilir ve dışarıdan bir müdahaleyle davranışlarımızı değiştirmeye zorlanabiliriz.

Bu noktada insanların yapay zekâdan gelen her bilgiyi doğru kabul etmemesi büyük önem taşıyor. Çünkü tüm kontrolü yapay zekâya bırakmak, bir süre sonra insanların düşüncelerinde ve yaratıcı sorun çözme yeteneklerinde körelmeye sebep olabilir. Devletler ve düzenleyici kurumlar, yapay zekâ teknolojilerinin insan davranışları üzerindeki etkilerini yönetmek için yasalar ve düzenlemeler geliştirmeye çalışsalar da bu konunun henüz çok başındalar. Bu tür düzenlemelerde, teknolojinin sorumlu bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve bireylerin haklarını korumanın esas alınması gerekiyor. Biz vatandaşlar da bu konuda uzman olan kişilerin görüşlerini alarak bu süreçte yasa koyucuların temel insan haklarına zarar vermeyecek çözümler bulması konusunda kamuoyu oluşturabiliriz.

Prof. Dr. Muhammet Kurulay, son olarak kendisini Yapay Zekâ ve Yükseköğretimin Geleceği Konferansı’na konuşmacı olarak davet eden Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’a ve etkinliğin katılımcılarına teşekkürlerini sundu.

About MKurulayAAkil

Check Also

Dijital Dönüşümün Ötesinde Yeni Dünya Düzeni, ÜNDER Etkinliği

Etkinliğin sunumuna ulaşmak için Prof. Dr. İsmail Yüksek -ÜNDER_sunum2024. Youtube vidyo kaydına ulaşmak için tıklayınız. …

Bir yanıt yazın