Selam Deyip Geçme

Selam Deyip Geçme

Selamın sosyal hayatımızdaki yeri düşündüğümüzden çok daha fonksiyonel ve önemli olabilir.

Tarihte ilkel toplumlardan en modern toplumlara kadar hemen bütün topluluklarda selamın var olduğunu görüyoruz.

Peki selamlaşma ihtiyacının toplumlarda ne şekilde oluştuğunu hiç düşündük mü?

Selam lisan ile veya el işareti yapılarak, veya her ikisiyle birlikte verilebiliyor.

Selam, karşı tarafa güven telkin etme fonksiyonu icra eden bir eylemdir.

Selam veren kişi, karşılaştığı kimseye verdiği selam ile “benden sana zarar gelmez. Emniyettesin ve bana güven duyabilirsin” mesajı vermiş oluyor.

Dikkatli bir bakışla, bir çok selamlama şeklinde, kişinin elini, çoğunlukla da sağ elini ve özellikle de avuç içini göstererek, elinin boş olduğunu, silahsız bulunduğunu karşıya göstermek suretiyle güven mesajının vurgulandığı tesbitini yapabiliriz. Günümüz toplumlarında gayri ihtiyari bir şekilde kişilerin birbirlerini el işareti ile selamladıklarını sıklıkla görebiliriz. Kim bilir, belki insanlık tarihi ile birlikte başlayan selamlaşma, insanların genetik kodlarına da işlemiş olabilir.

Örneğin kızılderili toplumlarında elini avuç içini gösterecek şekilde selamlamak çok belirgindir. Keza asker selamlamaları şapkanın siperliğine sağ el avuç içi de görünecek şekilde götürülerek yapılır. Bunun anlamı “sana karşı elim boş. Elimde silah yok. Benden yana emniyettesin” şeklindedir. Asker selamının bir diğer daha ileri götürülen manası, “etrafına öylesine ışık saçıyorsun ki, ışığından gözlerim kamaşıyor” şeklinde elin siperlenmesiyle karşısındaki kişiye övgü mesajını beyandır.

Selamı vermek ve almak, karşılıklı olarak can, mal ve ırz güvenliğini ifade eder. Selamlaşmanın bu fonksiyonu modern toplumlarda eskiye oranla önemini yitirmiş gibi görünse de alttan alta devam ettirir.

Özellikle seyahat şartlarının zorlu olduğu coğrafyalardaki önceki toplumlarda selamlaşma hayatî bir önem taşımaktadır. Örneğin Arap Yarımadası’nda çölde seyahat eden bir kişi karşılaştığı bir kişiye selam vermezse veya verilen selam karşılık bulup da alınmamışsa, öldürülme veya soygun tehlikesiyle karşı karşıya olduğu şeklinde değerlendirilirdi.

İslam dininde selamlaşmaya büyük önem verildiğini görüyoruz. Selamı vermek sünnet, almak farz olarak değerlendirilir. Bunun bir nedeninin yukarıda belirttiğimiz ‘can, mal ve ırz’ emniyeti olduğunu değerlendirebiliriz.

Selam “SLM” kökeniyle Arapça’da “güvenlik, esenlik” anlamlarını da barındırır. İslam kelimesi de aynı kökenden gelir (SLM) ve aynı anlamları taşır. Allah’ın bir ismi de Selam’dır. Kur’an-ı Kerim Yunus Suresi 25’inci ayette cennet, ‘selam diyarı’ (darisselam) olarak tanımlanır. Selamın ihtiva ettiği manaya bakıldığında bu tanımlamanın ne kadar yerli yerine oturduğu görülür. Zira cennet kişinin mutlak emniyet ve esenlik içinde olduğu/olacağı yerdir.

Dolayısıyla ihtiva ettiği mana ve semboller dikkate alındığında selamın toplum yaşamının içindeki yerinin hiç de küçümsenmeyecek derecede olduğu tespitini yapabiliriz.

Selam bir dostluk mesajıdır, güven/güvenlik mesajıdır. İnsanları birbirlerine yaklaştırır. Yeni dostlukların filizlenmesinin tohumlarını atar.

İslam dini, selamı aynı zamanda karşısındakine dua mahiyetine de sokarak en güzel bir şekle büründürmüştür. İslam peygamberi Hz. Muhammed Aleyhisselam bir hadisinde selamın öneminin altını kalın bir çizgiyle çizerek, insanların iman etmedikçe cennete giremeyeceklerini, birbirlerini sevmedikçe de (gerçek manada) iman etmiş olmayacaklarını bildirdikten sonra birbirlerini sevecekleri şey olarak aralarında selamı yaymalarını beyan etmiştir. Bu bağlam da dahil olmak üzere selam, aynı zamanda karşısındakinin cennete gitmesi için yapılan bir dua anlamına da gelir.

Selamlaşmanın İslam toplumundaki değeri bu derece büyüktür.

Selamın kıymetinin daha iyi takdir edildiği günler dileğiyle..

Allah’ın selamı (esenliği ve güvenliği) okurlarımızın üzerine olsun.

About Selahattin Altun

1964 yılında İstanbul'da doğdu. 1988'de İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. Yirmi üç yıl boyunca çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı. Allah'ı Anlamak isimli KDY yayınları arasında yer alan bir kitabı bulunmaktadır. Emekli ve bir kız çocuğu babasıdır.

Check Also

100. Yılda Yüzlercesine

100. Yılda Yüzlercesine… Mustafa Böyükata Yozgat Bozok Üniversitesi Öğretim Üyesi ============================ Bilimin, aklın ve mantığın …

Bir yanıt yazın