Kâinatta Enerji Tasarrufu

Kâinatta Enerji Tasarrufu

PROF. DR. MUSTAFA Nutku

Enerji, her zaman insanların büyük hedef-
lerine ve “daha iyi bir dünya” rüyalarına
anahtar olmuştur. Teknolojik gelişmelerin bir
kısmı, kömür, petrol ve çeşitli elektrik enerjisi
şekillerine gem vurup istifade etmek mahiye-
tindedir. Asrımızda, enerjiyi daha karmaşık ve
tesirli olarak kullanabilmekle alâkalı vasıtalar
geliştirilmektedir. Uzay projeleri, buna misal
olarak verilebilir.

Ülkelerin kalkınma seviyeleri bugün kişi
başına yerinde olarak tükettikleri enerji mik-
tarı ile ölçülmektedir. Bu sebeple de enerji
mevzuu, ülkemizde ve dünyada büyük önem
taşımaktadır. Pahalı enerji çağında yaşanan
petrol krizine ve petrol fiyatlarındaki artışa
karşılık, gelişmiş ülkeler, “enerji kullanmakta-
ki verimliliği artırmak, yerli enerji kaynak-
larının ithal edilen enerjiye nisbeten eko-
nomik olanlarından istifadeyi temin eden
yatırım programları tatbik etmek” gibi bazı
tedbirler almışlardır.

Son yıllarda ülkemizin üzerinde daha fazla
ciddiyetle durduğu enerji meselesi ile alâkalı
olarak ise, enerjiye bağlı ekonomimizde
“enerji güvenliğinin temini”, enerji politika-
mızın birinci prensibi olmuştur. Bu güvenliğin
temini için, kısa ve uzun vadede tatbik edile-
cek çeşitli tedbirlerin yanında mutlaka ihmal
edilmemesi icap eden bir tanesi de, halen
ülkemizde yarısı ithal yolu ile, döviz ödenerek
temin edilen enerjiyi israf etmemek, yerin-
de ve ihtiyaca uygun şekilde kullanmaktır;
bütün bu tedbirlerden, en kolay, pratik ve
kısa vadede netice alınabilecek en mühimi:
“Enerji Tasarrufu”dur.

“Tasarruf”, sarf kelimesiyle alâkalıdır;
yerinde sarf ise, “israfsızlık” manasını taşır.
Bunun aksi olan “israf” ve onunla aynı manalı
sayılabilecek “abesiyet” ve “faidesizlik”, hepi-
mizin birer parçası ve küçültülmüş birer misâli
hükmünde olduğumuz bu maddî kâinatın
temel kanunlarına aykırıdır. Bütün maddî
kainatın, varlığında ve bu varlığını devam
ettirebilmesinde en esaslı düstur: “İktisat”,
yani “israfsızlık” ve “tasarruf”tur.
Maddî kâinatın bir nevi tercümanlığı
hükmünde olan tabiat bilimleri dikkatle
incelenirse görülür ki, varoluşla ilgili olarak
her şeyde en hafif suret, en kısa yol, en kolay
tarz, en faydalı şekil tercih edilmiştir; “israf”,
“abesiyet”, “faydasızlık” ise, maddî kâinatın
varoluşunda ve varlığını devam ettirmesinde
yoktur!.. “İsraf” bunun zıddı olduğu gibi; “ikti-
sat” da onun lâzımıdır ve esas düsturudur.

“İsraf”, maddî kâinatta yalnız dünyada insan
tarafından yanlış yapılanlarda vardır!..
Bu durumda “insanın israfçılığı”, maddî
kâinatın varoluş ve varlığının devamı ile
ilgili en önemli temel prensiplerden olan
“israfsızlığa ve tasarrufa” muhalefettir.
İnsan, aklını ve iradesini kullanarak davranış
seçimlerini yapıp icra ederken, her hususta
“israfsızlığı” kendisine “temel bir prensip” ola-
rak almalıdır. İnsanın, “tasarruf ve israfsızlık”
temel prensibi üzerine kurulmuş ve devam
etmekte olan içinde bulunduğu ve bir parçası
olduğu maddî kâinatın bu hakikatine ters
düşmeden yaşaması icab eder!..

“İsrafçılık”, bu asrın en dehşetli hastalık-
larından biridir ve çok çeşitleriyle insanların
ekseriyetinin hayatlarının vazgeçilemez gibi
görünen bir “alışkanlığı” haline gelmiştir. Bu
“alışkanlıkla” insanların yaptıkları en büyük
israfları ise, en kıymetli sermayeleri olan
“ömürlerinin israfı”dır. İnsanlık âlemi, “mede-
niyet” zannı ve görünüşü ile içine düştüğü
“israfçılık” batağının zararını geç de olsa
fark edebilmiş ve bu bataktan kurtulma
atakları ile harekete geçmiştir.
Bununla ilgili olarak, fenlerden bazı
örneklerle, “tasarrufun maddî kâinatın en
mühim temel prensiplerinden biri” olduğu-
na bazı misaller vermek icap ederse; bütün
maddî âlemin varlığında ve bu varlığının
devamında “tasarruf”un en mühim bir pren-
sip olduğunun bilhassa fizik, kimya gibi fen
ilimlerinden verilebilecek fennî delillerinden
en başta gelenlerinden biri olarak, bütün
maddî âlemlerin ondan inşa edildiği kabul
edilen maddenin özelliklerini taşıyan en
küçük yapı taşı olan “atomların varlığının”,
ancak onun elektronlarının “enerji tasarrufu”
yapmalarının bir neticesi olarak meydana
gelebildiği söylenebilir!..
Atomların yapısındaki atom çekirdeği
etrafındaki elektronlar, “en az enerjili hali”
tercih etmek şeklinde “enerji tasarrufu”
yapmasalar, atomlar olmazdı; her maddî
varlık da atomlardan yapılmış olduğuna
göre, atomların olmayacağı şartlarda, can-
lılarıyla ve cansızlarıyla “maddî âlem” hiç
olamazdı. Demek ki, “enerji tasarrufu”, hem
bütün maddî âlemlerin hem de bu maddî
âlemlerin birer parçası olan bizlerin, varlı-
ğının bağlandığı çok mühim bir “yaradılış
prensibi”dir. Meseleyi bu mana genişliğiyle
anlamak ve anlatmakta mutlaka büyük
fayda vardır.

Yalnız “atom” değil; “molekül” dediğimiz
maddî birimlerin atomlardan teşekkülünde
de, moleküllerin aralarında kimyevî reaksi-
yonlara girip yeni cins maddeler meydana
getirebilmelerinde de, katı kristal yapılarının
teşekkülü ve kararlılıklarını sürdürebilme-
sinde de “enerji tasarrufu” en mühim temel
bir prensiptir. Atomun, molekülün, kimyevî
değişmelerin ve katı yapılarının olamaya-
cağı bir maddî âlemin tasavvuru, bugünkü
fen ilimlerine nasıl “aykırı ve imkânsız” ise,
maddî kâinatta bütün bu maddelerde ve
hadiselerde temel prensip olarak yer alan
“enerji tasarrufu”, bizim de bir parçasını teşkil
ettiğimiz maddî kâinatın var olabilmesinin ve
bu varlığını devam ettirebilmesinin temel bir
prensibidir.
Bunu bilmemezliğe, anlamamazlığa
gelmenin, ve bu hakikate muhalefet içinde
yaşamanın, elbette ki rahatsızlıkları, aksaklık-
ları, zararları, musibetleri ve hattâ felaketleri
olabilir!.. İnsan “maddî kâinatta yürürlükte
olan kanunlara muhalefete” teşebbüs etse,
hemen muvaffakiyetsizlikle karşılaşır!..

“İnsanın muvaffakiyetinin sırrı”, bu kanun-
lara muvafık hareket edebilmesindedir.
Her hususta olduğu gibi, “enerji tasarrufu”
hususunda da, bu kanunlara muvafık hareket
etmek, insanı muvaffak edebilir; aksine hare-
kette ısrar etmek ise, insanı başarısız, perişan,
zelil ve musibetzede haline getirir!..
Yukarıda verilen bazı misaller, sadece
fizik, kimya gibi tabiat bilimlerinde bile,
“kâinatta enerji tasarrufu prensibinin” temel
bir prensip olduğunu ve ehemmiyetini göste-
rebilmektedir.

About Mustafa Nutku

Check Also

HANZALA

Prof. Dr. Cihan Okuyucu HANZALA I Ben Filistinli  yetim Hanzala Sığınakda doğurmuş beni anam Göbeğimle …

Bir yanıt yazın