Gazozlar “helal” mi?

GAZOZLAR “HELAL” Mİ?
 Prof.Dr. Mustafa NUTKU


Ülkemizde ve belki -İslâm ülkeleri de dahil- birçok dünya ülkesinde de bakkal ve marketlerde en çok satılan iki ürün gazozlar ve sigara (diğer tütün mamulleri de dahil) olduğundan gazozların İslâm şeriatına göre “helal” mi olduğu, Müslümanlar için en mühim tartışma mevzularından mühim biridir; ve değişik zamanlarda tekrar aktüel olarak gündeme gelmekte fakat demokratik rejimle idare edilen ülkelerde “oy hesapları” yapılması sebebiyle ülke yöneticileri ve onların memuru olarak görev yapan “Diyanet İşleri Başkanlıkları” tarafından bu konuda gereği maalesef yapılamamaktadır.               .

29.06.2012 Tarihli gazetelerde Fransa’da, “tüketici haklarından sorumlu kamu kuruluşu” olan “Millî Tüketim Kurumu” (INC) tarafından gazoz cinslerinden biri olan Coca-Cola’nın gizli formülünde yer alan bazı katkı maddelerinin açıklanması sebebiyle, “gazozlar” mevzuu yeniden aktüel olmuş; gündeme gelmiş; Coca-Cola firmasının ve onun Türkiye temsilciliğinin beyanları da medyada tekrar yer almıştı.

1972 yılında vefat etmiş olan babam hayattayken, “dindar bir Müslüman doktor” oluşu sebebiyle onun bu konuda  söyleyeceklerine itimat edilerek, gazozlarda alkol olup olmadığı ve içilmesinin “helal” olup olmadığı, İslâmı yaşamak isteyen dindar kişiler tarafından kendisine çok sorulurdu. Halbuki, bu bir “tıp konusu” değildi. Babam, mahiyetini bilmediği meşrubat ile ilgili, hüküm ifade eden şeyler söylemez; fakat kendisi de onları hiç içmezdi. Babam gibi her Müslüman da -hangi meslekten olursa olsun-  “mahiyetini iyi bilmediği meşrubat” hakkında hüküm ifade edecek şeyler söylememeli; ancak şüpheli bir durumu varsa ona dikkat çekmeli ve kendisi de ondan sakınmalıydı.

İstanbul Üniversitesindeki kimya tahsilim esnasında, yaz aylarında -ayni sınıftaki üniversite kimya bölümü öğrencileri olarak- Türkiye içinde “teknik gezilere” çıkmış; çeşitli kimya tesislerini yerinde görüp incelemiş ve ilgililerden teknik bilgi de almıştık. O “teknik gezilerimizde”, en basitinden en gelişmişine kadar, “gazoz imalathane ve fabrikalarını” da gezmiştik. Sınıf arkadaşlarımdan birinin babası da Anadolu’nun bir şehrinde gazoz imalatçısıydı ve bir teknik gezimizde bizi kendi gazoz  imalathanelerine de götürüp orada gazozların üretimi ile ilgili bize teferruatlı teknik bilgi vermişti.     

Üniversite kimya bölümü öğrencisiyken, IAESTE adlı milletlerarası kuruluş vasıtasıyla bir yaz tatilinde birkaç ay staj  yapmak için gittiğim İspanya’da staj yaptığım tesis de, bir meşrubat fabrikasıydı. Böylece, üniversitede “kimya bölümü öğrencisi” olduğum yıllardan başlayarak, “gazozlar” hakkındaki bilgileri de hem öğrenmiş ve hem de imal edildikleri yerleri görmüştüm. Üniversite öğretim elemanı ve öğretim üyesi olarak çalıştığım yıllar boyunca da, “Sulu Çözeltiler” gibi başlıklar altında bunları genişletilmiş şekliyle teorik olarak çok defa anlatmıştım.

Şimdi için de geçerli olacak şekilde, “tüm gazozlar hakkında çok kısa olarak özetlenebilecek teknik bilgi” şuydu: Gazozların en basiti olan “sade gazozlarda” bile su, şeker, tad ve koku verici esanslar ve koruyucu maddeler vardır. Bunları su ile tam karışmış (suda çözünmüş) olarak ihtiva eden “gazozun sulu ana çözeltisi”, basınçlı karbondioksit gazıyla şişelere ve alüminyum kutulara doldurularak satışa sunulur. Gazozları kasdetmek için ekseriya “eksik sıfatlandırma” yaparak kullanılan “gazlı içecek” veya “asitli içecek” gibi kelimeler, gazozları tarif ve karakterize edici olarak kâfi değildir. Çünkü, maden suyu, soda, bira, şampanya gibi başka içecekler de “gazlı”; limonata, portakal suyu, vişne suyu gibi başka içecekler de “asitli” içecektir; bunların da bazıları İslâm şeriatına göre “helal”, bazıları ise “haram”dır. Gazozlar, basınçlı karbondioksitle şişe ve kutulara doldurulduğu,  onların içinde fiziksel olarak çözünmüş karbondioksit, atmosfer basıncıyla dengeleninceye kadar gazozdan gaz kabarcıkları halinde çıktığı için “gazlı”, o karbondioksitin kimyasal olarak kısmen suda çözünerek karbonik asit hasıl etmesiyle de “asitli”dir; fakat ayrıca “şekerli”, “esanslı” ve içindeki esansları suda çözünmüş hale getirmek maksadıyla kullanılmış olan “alkollü”dür!..

Çünkü, tad ve koku verici esanslar, “yağ cinsinden” ve suda çözünmeyen (hidrofob) maddeler olduklarından, bunları gazozun asıl maddesi olan suda çözünür hale getirmek için, hem suyla ve hem de “yağ cinsinden maddelerle homojen karışım” yapabilen “ara çözücü” olarak “alkol” (sarhoşlık verici içeceklerdeki, o özelliğe sebeb olan “etil alkol”) kullanılması çok yaygındır.

“Sarhoşluk verici” bir madde olduğu için, bir damlasının bile içilmesi veya başka bir şekilde hayatî bir zaruret olmadan vücuda alınması haram olan “etil alkol” (bundan sonra, bu yazıda “etil alkol” kasdedilerek, sadece “alkol” de denilecektir) yerine, onun gibi “ara çözücü” olarak yağ cinsinden olan esansları suda çözünür hale getirebilecek; fakat alkolden farklı olarak, sarhoşluk verici olmadığı için içilmesi veya başka bir şekilde vücuda alınması haram olmayan “propylen glycol” gibi gıda katkı maddesi kimyasal maddeler de vardır; ancak gazoz üretiminde “alkol” yerine o esansları çözücü olarak “propylen glycol” gibi maddeleri kullanan gazoz üreticisi “yok” denebilecek kadar azdır!..

Buna rağmen, gazoz üreticisi bazı büyük firmalar, nüfusumuzun büyük çoğunluğunun Müslüman olması ve bunların da mühim bir kısmının sarhoşluk verici “alkol” ihtiva eden meşrubattan uzak durmaları sebebiyle, o Müslüman halka da yapmak istedikleri satışları azalmaması için, sekülerizmle (dünyevîlikle) maalesef doğruyu söylemeyerek, kendi gazoz mamullerinde “alkol bulunmadığı” yalanını, her vesileyle tekrar etmektedirler.. Halbuki, gazozlarla ilgili 4080 no.lu Türk Standardı, “Avrupa Birliğine uyum sağlamak için”, az miktardaki alkole de (yalancılıkla) “alkolsüz” demekte (!) , gene Avrupa Birliği Standartlarına göre hazırlanmış “Etiket Yönetmeliği”ne göre de %1,2 den az olan maddeler gazozların etiketlerine yazılmamakta ve -Müslüman halkımız bunları bilmediğinden- satıştaki gazoz etiketlerinde bulunan “alkolsüz” kelimesine bakarak, onun içinde “sarhoşluk verici alkol” hiç bulunmadığını zannederek maalesef aldanmaktadırlar!..

Dünyanın en büyük gazoz firmaları olan Coca-Cola ve Pepsi-Cola’nın kendilerine yazılı olarak bu mevzudaki soruya  yazılı cevaplarında bile, mamullerinin üretimi esnasında bileşimlerine “etil alkol”ün girdiğine, fakat bu “etil alkol”ün “az miktarda” olduğuna dair mektuplarından http.//www. islamicity.org web sitesindeki Q24 no.lu soruda ve onun A24 no.lu cevabında açıkça bahsedilmekteydi ve buna internetten kolayca ulaşılabilmekteydi [1]. (İslamicity.org sitesine bu mevzudaki yanlışlarını ilmî olarak açıklayan “Slavery of Hedonism” başlıklı İngilizce bir yazımı gönderince, o yanlış ve “haramı helal gibi gösteren Q24 ve A24 kısa adlı beyanlarını sitelerinden kaldırıp bana teşekkür mesajı göndermişlerdir. islamicity.org’da bu sebeble halen, Q24 ve A24 sorusu ve cevabı yoktur.).
Gazozlar, dünyada yıllık ortalama gelir seviyelerine oranla Müslüman ülkelerde ve bilhassa Ramazan aylarında en çok tüketildiğinden, son zamanlarda Filistin hadiselerini de ticarî amaçlarla reklamlarına malzeme yaparak ranta dönüştürmeye çalışan yeni gazoz firmaları, uluslararası pazarlarda Müslümanları cezbedebilecek isimleri marka olarak kullandıkları gazoz mamulleri ile bu pazardan pay kapmaya çalışmaktadırlar. Bunlardan biri olan 1954 Tunus doğumlu Fransız iş adamı Tevfik Mathlouti’nin İran’da kurduğu ve 4 kıtada 30 ülkede aktif olarak satışının yanında Türkiye pazarında da pay arama arayışında bulunan “Zemzem Cola” markalı gazoz firmasının Satış ve Pazarlama Koordinatörünün 27.06.2005 tarihli Akşam gazetesinde yer alan beyanatı, “İslâmî Kola Değiliz” başlığıyla dikkati çekmişti. Malını hem “Zemzem Kola” markasıyla imal edip satmak, hem de İslâmî kola olmadıklarından bizzat kendisi bahsetmek, tezatlı bir hal değil midir? “Zemzem Cola” Fransa’da “Mekke Cola” markasıyla ve gene Müslümanları cezbetmeğe çalışan bir isim verilerek satılmaktadır. Bu ticarî akıma 2003 Şubat ayında “Kıble Cola” adıyla bir marka daha katılmış; Tunus asıllı üç Fransız da, “Muslim Up” markasında, “Müslüman” kelimesinin İngilizcesini kullanarak, alınd a”helal” olmayan  gazozlarını satmak için Müslüman tüketicileri hedef almıştır!..

Dünya menfaatini esas alarak imal ettikleri gazozlara verdikleri İslamî kelimeleri kullanan markalarla Müslümanları da “gazozlarının müşterileri” haline getirmeye çalışanlara ve Müslümanlarda gazozlarla ilgili çeşitli şekillerde “kafa karışıklığı” meydana getirenlere karşı, o mevzuu bilenlerin, bildikleriyle Müslüman halkı aydınlatmak mesuliyetleri vardır!..

Birinci derecede Yahudi âlimlerini kasdetmekle beraber, Bakara Sûresi’nin 174-175 âyetleri, bildiğini gizlemenin büyük vebalinden bahsetmektedir. Maddî veya manevî küçük bir menfaat için bildiğini gizlemek, onu çarpıtarak insanlara aktarmak ciddî bir münafıklık belirtisi olmasına rağmen, insanlar bazen kendi uydurduklarına bir müddet sonra kendileri de inanmaya başlamaktadırlar!.. Bu şekilde, bilenin bildiğini gizleyip çarpıtması, “bilmeyenlerin bilmek hakkını yerini getirmemekle işlenen bir nevî hak gaspı ve zulüm” olmaktadır.


Bu mesuliyet duygusuyla, ülkemizdeki çeşitli gıda mamulleri üreten gıda şirketlerinden birinin gazoz sektörüne de gireceğini gazetelerden öğrenince, 13.7.2002’de o şirketin sahibine, başlamak istedikleri gazoz üretimi ile ilgili olarak, Müslüman halkımızın ihtiyaç ve beklentilerinden bahseden bir sayfalık bir mektup yazıp, onu iki ekiyle birlikte faksla göndermiştim. İki hafta kadar sonra, 26.07.2002’de o şirketten bana gönderilen cevapta, yazımın dikkatle okunduğu, TSE4080 sayılı “Gazlı Alkolsüz İçecekler” standardında binde beş “etil alkol” müsaadesine rağmen gazozların “alkolsüz” olarak takdimine haklı tepkime aynen iştirak edildiği, su bazlı ürünlerin aromalandırma ameliyesinde “propylen glycol”de çözünmüş, yağ bazlı ürünlerin aromalandırma ameliyesinde ise “Triacetin” içinde çözünmüş esansları kullandıkları bildirilmekteydi. Bana gelen bu cevap mektubundan memnuniyet duyarak, onu fotokopiyle çoğaltmış ve “gazozlar” mevzuunda bana soru soranlara, bazen bu cevap mektubundan da bahsedip onun fotokopisini vermiştim.


Ayrıca eski bir dostum olan “Yeni Şafak” gazetesinin o zamanki Genel Yayın Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu’nu 27.07.2003 tarihinde telefonla arayarak, “gazozlar ile ilgili teknik bilgiler veren bir yazı” göndermek teklifinde bulunmuştum. Yazımı beklediğini bana telefonda söyleyince de, hemen el yazısıyla yazıp faksladığım yazım dizdirilip ertesi günkü (28.07.2003) Yeni Şafak gazetesinin “Düşünce Günlüğü” sayfasında “Cola rekabeti” başlığıyla yayınlandıktan sonra,  süratle yayılmış; çok  okunmuş, Tüketiciler Birliği ve GİMDES derneği yöneticileri de bu yazımdan haberdar olmuştu.

GİMDES derneği kurucularından ve Yönetim Kurulu Başkanı olan Dr.Müh.Hüseyin Kami Büyüközer’i, yıllar önce “Gıda Raporu” kitabının ilk baskısı elime geçtiğinde gıyaben tanımıştım. Gıyabî tanışmamın vicahî (yüzyüze gelmek) şekline dönüşmesi de, onun “Cola Rekabeti” başlıklı yazımı okuyup orada bahsettiklerimi mühim telakki ederek, “Tüketiciler Birliği” ile birlikte, ASKON’un İstanbul Cevizlibağ’daki merkezinde yemekli bir toplantı tertipleyip beni de davet etmesinde olmuştu.
O toplantıda bana verilen 15 dakikalık süre içinde, “Cola Rekabeti” yazımı toplantıya katılmış olan bazı ilim adamları ve yazarlar önünde tebliğ olarak okumuştum. O tebliğim ilgiyle dinlenmiş ve yazılı metinden birer suret, istekleri üzerine, orada fotokopisi çekilip katılanlara dağıtılmıştı. O toplantıya katılan bazı yazarların, asırlarca önce yazılmış fıkıh kitaplarında bahsedilmeyen, o zamana kadar da üzerinde durulmayan gazozlardaki alkole medyadaki yazılarında dikkat çekmeleriyle mevzu, medyada uzunca bir süre tartışma konusu haline gelmişti. Yeni Şafak gazetesinin iki köşe yazarı da -dil afetinden sakınmak için birbirlerinin şahıs ismini vermeden- bunu  ayni gazetedeki köşe yazılarında tartışmışlar; o tartışmalarına internet sitelerinden katılanlar da olmuştu. O toplantıdan sonra, Tüketiciler Birliği’nin ve daha sonra da GİMDES’in, helal gıda ile ilgili istişarî mahiyetteki bazı toplantılarına ve ayni mevzu ile alâkalı bazı radyo ve televizyon programlarına da katılmıştım.


Gazozlardaki alkolle ilgili bu tartışmalar devam ederken girilen 2006 yılının Ramazan ayında, o zamana kadar sarhoşluk verici alkolün bir damlasının bile içilmesinin veya başka bir şekilde vücuda alınmasının haram olduğu ve onun bir damlası ile bin damlasının bu mezuda farkının olmadığını açıkça belirtmesine rağmen, gazozlar mevzuu ile ilgili özel bir fetvası bulunmayan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu konuda beyanatta bulunmayarak sadece verdiği bir iftarda içecek olarak gazozların bulunmaması dikkatleri çekmiş ve haber şeklinde medyaya yansımıştı.


2006 Yılı Ramazan ayının bundan sonraki günlerinden 12.10.2006 Perşembe günü ise, Türkiye’nin en çok satılan gazetesi, manşet haberi halinde: “Ramazan’da şok eden bir gelişme – Tüketiciler Birliği TÜBİTAK’a inceletti; 10 gazozda alkol çıktı” başlığıyla, Tüketiciler Birliği’nin bu mevzudaki basın toplantısından bahsetmekte; diğer gazeteler de o basın toplantısıyla ilgili haberi çeşitli şekillerde vermekteydi. O haberle öğrendikleri, “helal içecek” konusunda hassasiyeti olan Müslümanların büyük tepkisini çekmişti. O şok eden gelişme ile tekrar gündemde ön plana çıkan “gazozlardaki haram alkol” tartışmalarında Meşrubatçılar Derneği Başkanı’nın “- Gazozlarda alkol bulunması doğal. Meyvelerde ve sebzelerde de alkol var. Bütün dünyada bu normal kabul edilir” (?) beyanı da ayni gazetede verilmekteydi. Bundan sonra, bu mevzuda kâfi bilgisi olmayanlar da dahil, medyada çeşitli beyanlarda bulunanlar oldu. Halbuki, meyvelerde de alkol olduğu ve ekmekte de alkol olduğu iddiaları ile gazozlarda alkol bulunmaması gerektiği hassasiyetine gölge düşürmek istemek, Peygamberimiz (asm) zamanındaki “Nebiz adlı helal içecek” ile Peygamberimiz (asm) zamanında bulunmayan “gazozlar” arasında benzerlik alâkası kurmağa çalışarak “haram alkollü gazozlara helallik fetvası yakıştırmaya gayret etmek“, sulardaki temizlik hükümlerini gazozlara da aynen uygulamaya çalışıp içlerindeki alkolün rengiyle (alkol renksizdir), kokusuyla (gazozdaki koku verici esanslar, alkolün kokusunu kamufle eder, ve hissettirmez) ve tadıyla (gazozdaki tad verici çeşitli maddeler, alkolün tadını kamufle eder ve hissettirmez)  sözleriyle   “haram alkollü gazozları aklamaya çalışanlara”, verilebilecek doğru cevaplar vardı!..


Allah’ın  helal kıldığı bazı meyvelerde, insanlar iradeleriyle ve kasdî işlemleriyle onlarda tahammur (fermantasyon-mayalandırma) işlemi yapmadan, olgunlaşmaları esnasında belki az miktarda etil alkol de teşekkül edebilir. Fakat, Allah’ın “helal” dediği o meyvelere, o ihtimale dayanarak, hiç kimse “haram” diyemez!.. Hem, ekmeğin kendisinde değil; pişmemiş haldeki ekmek mayasında etil alkol vardır; fakat ekmek yaklaşık 250’C sıcaklıkta pişirildiği için, kaynama noktası 78’C olan etil alkol, ekmek pişerken tamamen buharlaşıp ekmekten uzaklaşır. Peygamberimiz (asm) zamanındaki “Nebîz” adlı “helal içecek” ise, hurma gibi bazı tatlı meyvelerin sabahtan akşama kadar veya akşamdan sabaha kadar suda bekletilmesiyle yapılır; günün üçte biri kadar olan o müddet esnasında meyvenin bekletildiği suyun içinde fermantasyonla alkolün teşekkülüne sebeb olunduğu söylenemez!.. Nebîz, helallik bakımından, keskin tadlı hale gelmemiş “şıra”ya benzer ve haram alkollü gazozlarla kıyaslanamaz!..“Madde ilmi” olan kimyada “Su; renksiz, kokusuz ve tatsız bir sıvıdır” olarak tarif edilir. Su gibi, renksiz, kokusuz ve tatsız bir sıvıdaki az miktarda necis bir maddenin ya rengiyle, ya kokusuyla ya da tadıyla kendisini duyu organlarımıza hissettirmesi mümkündür. Gazozların ise, içlerinde az miktardaki etil alkol gibi necis bir maddenin rengiyle, kokusuyla ve tadıyla farkına varmak mümkün değildir; bu sebeble sularla ilgili temizlik hükümlerinin aynen gazozlara da uygulanabileceğini söylemek, akla, mantığa ve ilmî gerçeklere uymaz!.. Hem, “Suların kendileri için konulmuş temizlik hükümleriyle kullanılması ‘zaruret’ veya onun yerine geçecek ‘hacet’ten dolayıdır. İbn-i Abidin’de birçok yerde, bunun gibi ruhsatların ‘zaruret’ esasına dayandığı’ belirtilmiştir. Suların temizliği hükmündeki bu genişlik olmasaydı abdest, gusül, elbiselerin yıkanması ve yerlerin temizlenmesi, bilhassa suyun zor bulunduğu sıcak memleketlerde, neredeyse imkânsız hale gelecek; hayat yaşanmaz olacaktı. Halbuki bu zaruret, gazozlar gibi içinde az miktarda etil alkol bulunan meşrubatta yoktur ve “suların temizlik hükümlerinin”, içinde az miktarda etil alkol bulunan gazozlar gibi meşrubata da aynen uygulanması bâtıldır.. Bir küp şarabı beş küp temiz suyla bile karıştırsanız, bu karışımı içmek helal olmaz!..
(http://www.gidaraporu.com/enerji-iceceklerinde-sasirtici-fetva_g.htm)
Gazozlar mevzuunda asıl dikkat çekilmesi gereken husus, bir damlasının bile içilmesi veya başka bir yolla ithali haram olan etil alkolün, bilerek ve kasdî olarak, gazoz imal edilirken dışarıdan gazoz çözeltisine ilave edilmesidir. Gazozların bu şekilde tad ve koku verici esansları suda çözünür hale getirmek için etil alkolün dışarıdan kasdî olarak ilave edilmesiyle yapılmasına ve ilave edilen alkolün gazoz içinde bir istihaleye (kimyasal değişime) uğramamasına rağmen, içilerek veya başka şekilde bir damlasının bile vücuda ithali “haram” olan etil alkolününsulardaki temizlik hükümleriyle alâkasız kıyas yapılmaya çalışılarak- gazozların helalliğine halel getirmemesinden bahsedilemez!.. Öyle bir içeceğe “helallik” hükmü verilebilseydi, o takdirde açıkça  “haram” olan bütün etil alkollü içeceklerin de, bir oturuşta içilebilecek miktarları sarhoş etmeyecek şekilde iradî ve kasdî bir işlemle içlerine su katılıp seyreltilmeleriyle de, Müslümanlar için “helal” içecek haline getirilebilmesi ve onların  serbestçe tüketilebilmesi gerekirdi!

Gazozların imalatı esnasında, gazoz ana çözeltisine alkolün dışarıdan katıldığı bilindiği, Meşrubatçılar Derneği Başkanı tarafından da açıkça söylendiği ve dışarıdan ilave edilen alkolün gazozlar içinde aslını muhafaza ile istihaleye uğramadığı, gıda kontrolüyle ilgili bakan Mehdi Eker’in de; “- Alkol sonradan katılmışsa, gerekeni yaparız” dediği (13.10.2006) halde, “gereken” ne ise maalesef yapılmamış ve gazozlarda laboratuar analizleriyle bulunan alkolün “imalattan sonra fermantasyonla teşekkül ettiği” gerçek dışı savunmasına dört elle sarılarak, mevzu kapatılmak istenmişti.

Tüketiciler Birliği’nin TÜBİTAK laboratuarlarında yaptırdığı analizlerde, imal ettiği markalı gazozunda alkol bulunan firmalardan birinin Halkla İlişkiler Sorumlusu da, aleyhlerinde neşriyat yapılmaması ve satışlarının düşmemesi için, çok satılan bir günlük gazetenin Genel Yayın Müdürü’ne yaptığı ziyarette; “kendilerinin imalat sırasında kesinlikle alkol kullanmadıklarını, analizlerde kendi gazozlarında tesbit edilmiş olan alkolün, imalat esnasında dışarıdan ilave etmek suretiyle değil; imalattan sonra ve zamanla teşekkül etmiş olabileceğini” (!)  söylemesi ve bu sözlerinin o gazetede firmanın açıklaması ve savunması şeklinde yayınlanması, bu mevzuda gerçek bilgisi olanları tekrar üzmüştü. Çünkü, yukarıda söylediğimiz ve tüm endüstriyel gazozların etiketlerinde yazılı olduğu gibi, sade ve basit olanları da dahil, bileşimlerinde “koruyucu maddeler” de vardır ve bunlar gazoz içindeki şekerin zamanla fermantasyonla az miktarda bile olsa alkole dönüşmesini de önler. Hem, gazozlar üretilirken hava ile temasları kesilecek şekilde basınçlı karbondioksitle şişe ve alüminyum kutulara doldurulduğundan, fermantasyonla şekerlerden alkolün teşekkülü için pozitif katalizör (reaksiyonun hızını arttırıcı) olarak vazife gören havadaki “Zymas enzimi” de, onların kapalı ambalajlarında bulunmaz. Üretimi tamamlanıp şişe ve kutulara basınçlı karbondioksitle doldurulmuş ve hava ile teması kesilmiş gazozlarda bundan sonra fermantasyon olsaydı, içlerinde yüksek oranda şeker ihtiva edenleri de bulunan tüm gazoz çeşitleri, üretimlerinden bir müddet sonra “gazoz” olmaktan çıkar ve “çok alkollü içki” haline gelirdi!

Yukarıda bahsedilen o firmada imalatla ilgili sorumluluk taşıyan bir işçinin, çalıştığı fabrikanın kalite kontrolü biriminden, “ürünün iyi çıkmadığı” ikazını alınca; “Kabahat bizde değil; alkol tanklarını temizletmeniz icabediyor” cevabını verdiği bana nakledilince, gazoz imalatı da yapan o gıda firmasının fabrikasındaki alkol tanklarının mevcudiyet sebebinin ne olduğu ve alkol tanklarının temizliğiyle, ürettikleri hangi gıda ürününün kalitesi arasında ilişkinin olduğu sorusu, merakımı mucip olmuş ve zihnimi bir süre meşgul etmişti!..

Bunları ard arda ve üzülerek yaşadıktan sonra, Tüketiciler Birliği’nin TÜBİTAK laboratuarlarında yaptırdığı analizlerde imal ettiği gazozunda alkol bulunanlardan, son olarak bahsettiğim o gıda şirketinin en yetkililerinden birisinin de bulunduğu bir toplantıda, gündem dışı söz almak ihtiyacını hissedip:
“Helal gıda, Müslümanlar’ın hayatında en çok dikkat edeceği şeylerden biridir. Bir gıda firmasının Müslüman halkın helal gıda ihtiyacını karşılayacak şekilde üretim yapmasının; ‘Sebeb olan yapan gibidir’ Hadis-i Şerifine o firma sorumlularına kazandıracağı çok büyük sevabı olabileceği gibi, Müslümanlar o firmaya ‘helali ürettiği’ hususunda güven duyup mamullerini alıyorlarsa, onlar için ‘helal üretiminde tam hassasiyet göstermemek’ de, ayni  Hadis-i Şerife göre; fakat aksine, o firmanın ürettiklerini alan Müslümanlar’ın firmaya bu mevzudaki güvenlerini kötüye kullanmış olacağından, o firma sorumlularına yüklenecek büyük bir günah yüküdür.” sözlerini söylemeyi kendime vazife telakki etmiş ve o topluluk önünde açıkça söylemiştim. 
————————————————–
[1] “Alcohol: In soft drinks
Q24 : I attach copies of two letters from the manufacturers of Coca-Cola and Pepsi-Cola which clearly indicate that alcohol is a part of the basic formula of both of these drinks. In the light of this information, is it permissible for Muslims to consume these drinks?
A24 : Thank you for attaching copies of these two letters. I will begin by quoting the relevant parts. The manufacturers of Coca-Cola in Britain say in their letter: “Some of the flavors in our products are produced by an alcohol extraction of natural substances. However, the extremely small amount of alcohol involved in the process becomes insignificant in the beverage.” Schweppes International which produces Pepsi-Cola says: “Pepsi-Cola contains only a small amount of alcohol, which is present in order to dissolve the flavoring. The composition of the natural flavoring is confidential and it is only known to a few individuals of the Pepsi Headquarters in U.S.A.” Both letters indicate clearly that alcohol is used in the preparation of these beverages. ……………………………………” (www.islamicity.org)

About Mustafa Nutku

Check Also

Biri şu sınıf watsapp gruplarını durdursun

Biri şu sınıf watsapp gruplarını durdursun Okulların başlamasıyla birlikte üç tane kızımın her birinin okulundan …

Bir yanıt yazın